KARAÖZÜVEÇEVRESİ FORUMU  

Go Back   KARAÖZÜVEÇEVRESİ FORUMU > KARAÖZÜ TARİHİ

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 03-25-2010, 05:30 PM
admin admin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
Üyelik tarihi: Mar 2010
Mesajlar: 15
Standart Karaözü tarihi

KARAÖZÜ KASABASI’NIN TARİHİ


Karaözü Kasabası, coğrafi konumu itibariyle Kayseri, Sivas ve Yozgat illerinin kesiştiği noktadadır.İç Anadolu Bölgesinin, orta Kızılırmak bölümünde, Kayseri ili sınırları içinde olup bağlı olduğu ilçe Sarıoğlan’dır.

Karaözü’de, Kızılırmak üzerinde, tarihi çok eskilere dayanan Şahruh köprüsü vardır. Şahruh köprüsü, Orta Anadolu’nun göç yolunun üzerinde bulunmaktadır. Karaözü’de bulunan eski köprünün de aynı hat üzerinde olmasından buranın merkez olduğu anlaşılmaktadır.

Karaözü; hem geçiş noktası üzerinde bulunması, hem önemli bir köprüsü olması, hem de su kaynaklarının bolluğu nedeniyle tarihin her döneminde önem kazanmıştır.

Karaözü halkı Oğuz boyu Türklerinden olup önce Kars-Ardahan’a yerleşmişlerdir. Karaözülüler Kars ve Ardahan’da bir kısım akrabalarını bırakarak daha ileriki tarihlerde Malatya’nın Hekimhan ilçesi çevresine yerleşmişler ve Ardahan Köyü’nü kurmuşlardır. Zamanla çeşitli sebepler yüzünden bir kısmı bölünerek 1790-1800 yıllarında tarihi Şahruh Köprüsü’nün bulunduğu Karaözü köyüne gelmişlerdir. Bu köye ilk yerleşenlere Hüsneliler denirmiş. Hüsneliler, baharın (ilkbahar) köprüden yaylaya giden güzün (sonbahar) geri dönen göçerlerin baskınına uğrar ve yağmalanırlarmış. Hüsneliler, köyün köprübaşında göç yolu üzerinde olması ve sürekli baskınlara uğramaları nedeniyle, 1700 lü yılların sonuna doğru köyü terk etmişler.

Bu günkü devam eden neslin dedeleri, Karaözü’ye Malatya / Hekimhan’a bağlı Ardahan, Başak, Çırzı ve Güvenç’ten gelmişler ve Hüsneliler tarafından terk edilen sahipsiz evlere yerleşmişlerdir. Karaözü’nün kuruluş tarihi yaklaşık 1799 yılı olarak tahmin edilmektedir. Bundan sonra Maraş-Hotan’dan, Acır’dan, Çorum’dan gelenlerle birleşerek köyü baskınlardan korumuş ve yerleşmişlerdir. İlk yerleşimler iki büyük çeşme olan Memiş’in pınarı ve Tohum pınarı etrafına olmuştur.

Osmanlının son dönemlerine, 1842’lere kadar yerleşik hayat yoktur. Göçebe gezgin yaşam devam etmektedir. Göçebe yaşam sürdürenler, güzün Konya ovasına, baharında Şarkışla yaylasına sürüleri ile göç ederlerken Karaözü’den geçerler. Binlerce koyunla geçerken çevredeki yiyecekleri yiyip, çevreyi yağmalar ve ekinleri talan ederler. Ne bulurlarsa alıp götürürler. Bu dönem zarfında göçebe hayatı yaşayanlar ve eşkıyalar huzur vermez Karaözülülere.

Karaözü’ye gelen sülalelerin bazılarından birer ikişer kardeşler, köyden geçen göçerlerin talan etmeleri ve silahlı çetelerin köyleri basmaları sonucunda kendilerini koruyamaz ve bu nedenle her şeyini bırakarak göç ederler. Kardeşlerin biri giderken, kayalıkların içinde barınan ve kendisini saklayabilen diğerleri Karaözü’de kalmışlardır. Yurtlarını terk eden Karaözülülerin pek çoğu Çorum’un köyleri olan Gökçam, Körücek, Kuşsaray’ı kurmuşlar ve bu köylerde yaşamaya devam etmişlerdir. Kuşsaray, Gökçam ve Körücek köyünde yaşayan ailelerden bazıları ile kanbağımız buradan gelmektedir.

Karaözülülerden bir kısmının göçtüğü o günlerde (1842); padişah Zorunlu İskân Fermanı çıkartır. Böylece yerleşik hayata geçilir. Karaözülünün burada yaşamaya devam edebilmesinin nedeni padişahın iskân fermanını çıkarması sonucu yerleşik hayata geçilmesiyle göçlerin durmuş olmasıdır. Artık Şahruh Köprüsü göç yolu üzerinde değildir. Yerleşik hayata geçilmesi nedeniyle göç edenlerin sayısı azalır. Baskınlar da azalmıştır. Yerleşik hayata geçildikten sonra yer değiştirmeleri zordur ve kardeşin biri Karaözü’dedir, diğerleri gittikleri yerlerde kalırlar. Zorunlu iskâna başkaldıranlar idam edilir.

Göç etmeyip Karaözü’de kalanlar ve göç ettikleri yeri beğenmeyerek geri dönenler bu yasadan yararlanarak artık yerleşik hayata geçerler. Palaları (büyük, uzun, enli bıçak) vardır. Birde ağızdan dolma tek tüfek bulmuşlardır. Bu tüfeğe Karabina derler. Amaçları Karaözü’yü korumaktır. Yerleşik hayata geçildikten sonra Şahruh’tan geçmeye çalışan göçerlerin sayıları az olduğu için Şahruh’tan geçirmezler, geçmez ederler.

Karaözü’nün eteklerine kurulduğu ve sırtını dayadığı tepenin üzerinde eskiden var olan kale temellerine rastlanmıştır. Bu kale Orta Anadolu’nun merkezi kalelerinden biridir. Kale Bizanslılara aittir. Kaledekiler içme suyunu kalenin yanındaki yerden tünel ile inerek aşağıdan alırlarmış. Ancak iki kişinin gidebileceği bir tünel varmış. Açıktan su almaya gidemezlermiş çünkü görünürlerse sefer düzenleyen diğer milletlerin saldırılarına uğrarlarmış.

O zamanlar Şahruh köprüsü yokmuş. Şahruh köprüsünün yaklaşık 500 metre (Sivasa doğru) yukarısındaki eski köprü varmış. Şu an yıkık olan eski köprüye (Kızılırmak köprüsü) ait olan köprü ayağı hala durmaktadır. Eski köprünün Bizanslılar tarafından üstü ahşap, altı taş ile yapılmış olduğu ve eskiden göç yolunun oradan geçtiği düşünülüyor. Daha sonraları tepenin üzerindeki Bizanslılara ait yıkılan kalenin taşı sökülüp götürülerek Şahruh köprüsü yapılmış. Şahruh köprüsü incelendiğinde yer yer sütün başlıkları ve ayaklar kullanıldığı görülür. Şahruh Köprüsü, Karaözü için çok önemlidir. Korkuluk taşları arasında bulunan “Kulunç Taşı’na” sırt verilerek dilek tutulduğu ve bu dileklerin gerçekleştiğine inanılır (Karaözü / Tarihimiz / Şahruh Köprüsü’nün tarihi kısmında Şahruh Köprüsü ile ilgili bilgiler mevcuttur)

Karaözü’de sükûnet sağlandıktan Daha sonraki tarihlerde, çevre köylerden tek tek gelip yerleşenler olur.

Yerleşik hayata geçtikten sonra, sular kanallara alınarak sulu tarıma geçilmiştir. Hayvan beslemeye, bağ ve bahçe işleri ile uğraşmaya başlanmış, değirmenler yapılmıştır.

Köy odası gerektiğine karar verilmiş ve inşaatına başlanılan köy odası binası 1928 yılında tamamlanmıştır.

Karaözü’de 1929 yılında İlk okul eğitim ve öğretime başlamıştır. İlk okul 1929 yılında şimdiki sağlık ocağının yerinde açıldı. Sonra yeni binasına taşındı.

Eğitimi ciddiye alan Karaözü 1928 yılında köy odası olarak yaptırılan binayı daha sonra genişleterek 1930 yılında beş sınıflı ilkokula çevirir. 1930 yılının yaz aylarında okula yeni derslikler ilave etmek için güdük (kalın ağaç gövdesi) gereklidir. Bunun için caminin sonradan yapılan ek avludaki güdüklerini sökerler ve okula taşırlar.

Daha sonraki yıllarda Karaözlüler toplanırlar ve yeni bir okul gerektiğine ve okul için en uygun yerin mezarlık olduğuna karar verirler. Herkes kendisine ait mezarı yeni mezarlığa taşır. Bütün köylüler ellerinden geldiği kadar maddi ve manevi okul yapımına yardımcı olurlar. Sütlerini, yoğurtlarını satıp toplanan parayı valiye verirler. Günlük işlerini bitiren dedeler, babalar, analar, bacılar ve çocuklar; çakıl, kum, harç, tuğla, kiremit taşımak için okul yapılan yere giderler. Okul inşaatında çalışan ustalara günlerce yemek taşırlar. Sonunda Devlet ve halk yardımlaşması ile 1957 yılında yeni bir okul yaptırır ve bu binayı ortaöğretime devrederler. Ortaokul olarak hizmet veren bu bina 1978 yılından sonra lise olarak ta kullanılmıştır. Lisemize, 08 Ekim 1996 günü 9.uncu Ana Jet Üs 192 Filo Komutanlığında görevli iken Şehit olan, Hava Pilot Yüzbaşı Nail Erdoğan’ın ismi verilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 03-25-2010, 05:32 PM
admin admin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
Üyelik tarihi: Mar 2010
Mesajlar: 15
Standart Devamı

1998 yılında sekiz yıllık zorunlu eğitimin başlaması ile ilkokul ve ortaokul birleştirilmiş ve ilköğretime dönülmüştür. Bu günkü ilköğretim binası 2001 Şubat ayında hizmete girmiş ve okulumuza daha sonra Hakkari’nin Çayırlı Karakolu’nda vatani görevini yaparken 04/07/1996 tarihinde şehit olan Er Mustafa Toçuoğlu’nun adı verilmiştir. 2001-2002 eğitim-öğretim yılında anasınıfı açılmıştır.

Karaözülüler kuruluşlarından beri okumaya büyük önem vermişler, aralarından yetişen molla, hoca lakaplarını alan okuryazarlarının sayesinde okuma, yazma öğrenmişlerdir. Okuma yazma biliyor olmaları nedeniyle I.Dünya Savaşı’nda ve Kurtuluş Savaşı’nda yüzbaşı, teğmen (mülazım), baş çavuş, bölük emini olarak görev yapanlar çoktur. Pek çoğu savaşlarda şehit olmuş bir kısmı ise gazi olarak köylerine dönmüşlerdir.

Pazarören köy enstitüsü 1940 yılında açılmış ve Karaözü bu okula ilk yıl 17 öğrenciyollamıştır. Daha sonra Pamukpınar ve Hasanoğlan köy enstitüleri de açılmış olup Karaözünün bu okullardan toplam mezun sayısı 61’dir.

Karaözü’ de bulunan okullara çevre köy ve beldelerden öğrenciler gelmektedir. Okur yazar oranının yüksek olması nedeniyle eğitim ve kültür düzeyi yüksektir ve bununla iftihar edilmektedir. Karaözü eğitime çok önem vermiş olup yaptığı yatırımın semeresini doktor, avukat, müfettiş, öğretmen, subay, polis vb. evlat yetiştirerek görmüştür.

Kasabalılar tarafından kurulan dernekler vasıtasıyla kitaplar ve dergiler yayınlamışlardır. Bunlardan biri de Karaözü Kültür Derneği’nin çıkardığı “Şahruh” isimli dergidir.

1952 yılında köy için gerekli olduğuna karar verilmiş ve Kooperatif kurulmuştur.

Karaözü, idari yönetim bakımından 1953’e kadar Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı kalmıştır. 1953 yılına kadar Şarkışla’ya bağlı olan Karaözü, bu tarihten sonra Sivas’ın Gemerek ilçesine bağlanmış ve 1978 yılına kadar Gemerek ilçesine bağlı kalmıştır.

1957 yılında Karaözü köyünün nüfusu 2000 i aşmış ve kasaba statüsü kazanmıştır. Bundan sonra kasaba elektriğe ve suya kavuşmuştur.

Karaözü kasabası; 1978 yılında yapılan halk oylamasıyla, Kayseri ili Sarıoğlan ilçesine bağlanmıştır. İl değiştirmenin en büyük sebebi; Kayseri ilinin Sivas’a göre daha yakın olması ve Kayseri’nin ekonomik (ticaret, sanayi) açıdan daha gelişmiş olmasıdır.

1989 yılında belediye yeni hizmet binasını yaptırmış, bugüne kadar bu binada hizmet vermiş ve hizmet etmeye de devam etmektedir.

Karaözü’nün; Gazipaşa ve Mustafa Kemal Paşa olmak üzere iki mahallesi vardır. Çevresinde iki kasaba ve sekiz köy bulunur.

Karaözülüler; Bir millete kendine güvenme ve dayanma duygusu veren, gelecek kuşaklar için sağlam temeller atmaya uğraşan büyük önder Atatürk’e, Atatürk devrimlerine ve gücünü dayanağını kişi, grup ve sınıf egemenliğinden değil, geniş halk kitlesinin bütününden, millet iradesinden alan Cumhuriyet rejimine olan hayranlığını göstermek amacıyla, Karaözü meydanında bulunan muhteşem Atatürk heykelini yaptırmıştır.

Karaözü’de ilköğretim okulu, lise, halk kütüphanesi, postane, sağlık ocağı, Jandarma karakolu, demiryolu istasyonu, parti temsilcilikleri, tarım kredi kooperatifi, akaryakıt istasyonu, restoran ve alışveriş marketleri bulunmaktadır.
Karaözü adı: Bir düşünceye göre Karaözü’nün kelime anlamı göze, kaynak suyu anlamındadır. Karaözü’nün iki büyük çeşmesi (Tohum Pınarı ve Memiş’in Pınarı) vardır. Bu iki çeşmenin suları bulundukları yerden dereye doğru akar. Bu suyolu uzaktan iki şerit halinde gözükür ve bu durum farklı bir görüntü oluşturur. O nedenle de buraya Karaca Öz, köye de Karaözü denilmiş.

Başka bir düşünce ise; "Kara", Türkçe'de siyahı, soyluluğu gösterir ve Han, yöneticilere verilen Tanhu, ve İlbey gibi Türkçe bir unvandır. Kara aynı zamanda kuvvetli, cesur, ululuk, yükseklik ve üstünlük anlamına gelmektedir. “Kara” eskiden Türklerde Kara, Kızıl, Ak ve Gök olmak üzere dört yönü temsil etmektedir. Kara, kuzey tarafını gösterir. Bazı yerleşim alanlarının Kara (kuzey) yönü Türk kapısıdır. O nedenle bu isim alınmış olabilir.
Coğrafi yapısı: Karaözü, Kızılırmak kenarına yerleşmiş olup etrafında yüksek tepeler vardır. Doğusunda Kılıç Dağı vardır ve bu etrafındaki dağların en yükseğidir. Kuzeyinde Kılıç Burnu, Deli Bayır, Güneyinde ise Boz Tepe, Çorak Tepe ve Kargasekmez tepesi bulunur.

Karaözü’nün ilklimi ve bitki örtüsü: Yazları sıcak ve kuraktır. Kışları ise soğuk ve kar yağışlıdır. Yağmur daha çok ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde görülmektedir.

Bitki yapısı: Karasal iklim gereği yağışlar azdır ve bu nedenle doğal bitki örtüsü bozkırdır. Karamıh çalısı, keven, ebemgümeci, üzerlik, alıç, kuşburnu, girebolu yöremizde yetişen bitkiler arasındadır. Fakat kasabada meyveciliğin ve bağcılığın yaygın olması, kavak ve söğüt ağaçlarının bol olması nedeniyle kasaba sınırları içerisinde kalan alan yeşil bir örtü ile kaplıdır. Bu yeşil alanın yaratılmasında Kızılırmağın payı büyüktür.

Yerleşim: Eskiden evler kerpiçten yapılırmış ama kerpiç evler günümüzde kullanılmamaktadır. Evler genellikle yığma kâgir ya da betonarme şeklinde yapılmakta ve bir ya da birkaç kattan oluşmaktadır. Her evin kendine ait bahçesi vardır. Bahçesi olmayan evin sayısı çok azdır. Kışın evlerde odun ya da kömür sobaları kullanılarak ısınılır. Kaloriferli evlerin sayısı az da olsa vardır. Kasabadaki evlerin çoğunluğu, ülkemizde ve dünyanın değişik ülkelerinde ikamet eden kasabalılar tarafından yazın kullanılmak üzere yaptırılmıştır. Kasabanın kış aylarındaki nüfus sayısının azalması buradan kaynaklanmaktadır.

Geleneklerimiz: Yöresel gelenek ve göreneklerin bir kısmına devam ediliyor olmasına rağmen pek çok geleneğimiz devam etmemektedir. Kasabamızda yapılan Düğünlerimiz, tamamıyla aynı olmasa da geleneklerimize uygun olarak yapılmaya çalışılır. Daha önceki geleneklerimizin bazıları Karaözü / Geleneklerimiz başlığı altında açıklanılmaya çalışılmıştır.

Halkın geçim kaynakları: Halkın geçim kaynağını genel olarak çiftçilik oluşturur. En çok buğday, arpa, şeker pancarı yetiştirilir. Sebze ve meyvecilikle de uğraşılır. Bağcılık vardır ama eskiden olduğu kadar çok değildir. Kasaba halkının çoğu kasaba dışında yaşamakta olup kasabaya geri dönenlerin ise geçim kaynakları genellikle emekli maaşlarıdır.

Hayvancılık: Karaözü halkı eskiden yoğun olarak koyun ve sığır yetiştirirlermiş. Tavuğu olmayan yokmuş. Günümüzde o kadar yoğun olmasa da hayvancılık halkın geçim kaynakları arasındadır. Kasabada az da olsa arıcılık ve balıkçılıkta yapılmaktadır.

El sanatları: Eskiden tezgâhlarda kilim, çuval, çadır, heybe vb. dokunulmaktaydı. Şu an el işleri ve giyim eşyaları örülmektedir.

Ulaşım: Sivas Kayseri demiryolu hattı Karaözü’nden geçer. Kasabamızın çevre il, ilçe, kasaba ve köylerinin çoğuna asfalt yol ile gidilmektedir.

Sağlık: Kasabamızda sağlık ocağı bulunması nedeniyle, kadrolu doktor, ebe, hemşire ve ambulans mevcuttur.

Şenlik: Her yıl Temmuz ayının 3.hafta sonu “Karaözü Kültür ve Sanat Etkinlikleri” adı altında etkinlikler düzenlenmektedir.

Doğal Güzellikleri: Tarihi Şahruh köprüsü, meyve bağları, Kalepark, Çahşak, mağaralar, Pınarlarımız (Memişin Pınarı, Tohum Pınarı, Ağ Pınar ve diğerleri) ve Kızılırmak görülmeye değer tarihi ve doğal güzelliklerimizdir.


KAYNAKLAR:
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 03:42 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.