KARAÖZÜVEÇEVRESİ FORUMU  

Go Back   KARAÖZÜVEÇEVRESİ FORUMU > KARAÖZÜ YÖRESEL YEMEKLERİMİZ

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 03-25-2010, 05:37 PM
admin admin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
Üyelik tarihi: Mar 2010
Mesajlar: 15
Standart Yöremiz yemekleri

KARAÖZÜ’DE YAPILAN YÖRE YEMEKLERİ

BOZ MANTI: Boz mantı hamurdan yapılır. Koyu bir şeklide yoğrulan hamur kalın yufkalar halinde açılır. Yarımşar santimlik küçük kareler halinde kesilir. Temiz bezlerin üzerine serilerek daha sonrada yenilmek üzere kurutulur. Pişirileceği zaman yeteri kadar alınarak kaynar suda haşlanır. Üzerine yağda kızartılmış sucuk, pastırma ya da kuru et dökülerek yenir.

ÇİÇEKLİ PİLAV: Kabak çiçeği bostanlardan, peğlerden toplanır, seçilir temizlenir, bir kaba doğranır. Pişmekte olan bulgur pilavının üzerine indirilmesine yakın ilave edilerek karıştırılır. Yağı tuzu atılır. Yufka ekmeğin üzerine dökülür. Ekmekle yenir.

DARI ÇORBASI: Darı çorbası mısırdan yapılır. Mısır değirmende kırılarak "mısır yarması" haline getirilir. Yıkanarak kabuğundan arındırılır. Elde edilen yarma içine nohut, fasulye, kemikli yağlı et, yeterli ölçüde tuz ilave edilerek malzemesi hazırlanır. Malzemenin iki katı suda pişirilir.

DIĞALAHLI (YUVARLAK) KÖFTE: Yarma düğürü, bulgur düğürü ile karıştırılıp ıslatılır. yarım saat kadar beklemeye alınır. Sonra hamur gibi yoğrulur. misket taneleri iriliğinde yuvarlak hale getirilir, pişirilir, süzülür, soğumaya terk edilir. Sarımsaklı yoğurtla karıştırılarak içerisine isteğe bağlı olarak sarımsak konulur ve yenilir.

DÜĞÜR AŞI-DÜĞÜRCÜK ÇORBASI: Sekiz ölçü suya bir ölçü düğür ilave edilerek kısık ateşte pişirilir. Üzerine ince ince doğranmış ve yağda kızartılmış soğan dökülür. Yanına bir yüzü gevretilmiş peynirli yufka dürmeci hazırlanır. Sabahları kaşıklanır.

EKMEK OVMACI: Yağda yumurtanın içine ufalanmış yufka ekmek ilave edilerek karıştırılır. Yufka ekmeğe dürülerek yenilir.

ERİŞTE: İçine yumurta kırılarak yoğrulan hamur ince bir şekilde açılır. Uzun ince kesilir. Güneşte kurutulur. fırınlanır. torbalanır. Pişirileceği zaman yeteri kadar alınarak kaynar suda haşlanır. Süzülür ve başka bir kaba alınarak üzerine tere yağı dökülerek yenir.

GÖBELEKLİ(mantarlı) PİLAV: Mantar ilkbaharda Kızılırmak yatağındaki mil'li araziden toplanır. Temizce yıkanır. Kuşbaşı iriliğinde doğranarak yemeklik hale getirilir. pişmekte olan bulgur pilavının üzerine ilave edilerek karıştırılır. Yağı tuzu tamamlanır.

HASIDA: Suyla pekmez yarı yarıya karıştırılır, ateşe alınır. Üzerine yeteri kadar un ilave edilerek oklava ile iyice yedirilerek karıştırılır. Karışım kaynayınca koyulur. Ateşten indirilir, üzerine tereyağı dökülerek yenilir.

HAŞIL: Kaynar haldeki suya elenmiş un ilave edilerek yapılır. Kazana bir avuçla un koyulurken diğer eldeki oklava ile koyuluncaya kadar karıştırılır. İki dakika kaynatılır indirilir. Kaplara bölünür. Üzerine tereyağı ya da pekmez dökülerek kaşıkla yenir. Hasıdadan farkı daha koyu oluşudur.

HEDİK: Büyükçe bir kazanın içerisinde buğday nohut, fasulye karıştırılır. Üzerine su ilave edilerek ocağa oturtulur. Pişmeye yakın mercimek eklenir ocaktan indirilir ilistire(kevgir) alınarak varsa suyu süzülür elle yenir. Diğer bir çeşidi de bulgur edilmek üzere pişirilen buğdaydan yapılır. Serilmek üzere çadırlara götürülen pişmiş buğday sahana alınır üzerine çedene ilave edilerek karıştırılır. Hedik gibi yenilir. Karaözü'de ekmek tandırlarda pişirilir.Tandırın sıcaklığını değerlendirmek için küçük küplerle mısır indirilir.Buna da darı hediği denir.

HIYAR KABUĞU ÇORBASI: Mevsiminde soyularak hazırlanan hıyar kabuğu bir kenarda kurutulur, tuzlanır, torbalanır. Yemeğin yapılacağı zaman kaynar suda haşlanır, süzülür soğuk su ile yıkanır. Sonra ufak ufak doğranır. Kaynar suda bulgur ile birlikte suluca pişirilir. Yanına peynirli ekmek dürmeci hazırlanarak kaşıklanır.

KATIKLI AŞ: Çekilmiş yarmaya nohut ve fasulye ilave edilerek pişirilir. Pişmeye yakın içerisine taze nane yaprakları atılır. Ocaktan indirilerek soğutulur. Üzerine ayran dökülüp karıştırılır. Ayran çorbası da denilen bu yemek genellikle yaz aylarında yapılır.

KAVURGA: Buğday yada çekilmemiş bulgur sacda kavrulur. Ayrıca tuz ilave edilerek kavrulan çedene, ile karıştırılır. İçine üzüm, ceviz, fındık içi konularak çerez gibi yenir. Çerezi bol olana "hovarda kavurgası" denir. Birde mısırdan yapılanı vardır. Mısır kızgın saca konur, üzerine "öllük " ile ( höllük) örtülür."Öllük" ısınmaya başlayınca bir kasnakla karıştırılır. Patlamaya başlayan mısırın dağılmasını önlemek için kalbur tutulur. Buna mısır kavurgası deri cırlağı darı kavurgası da denir.

KESMAŞI: Hamurdan yapılır. Katı bir şekilde yoğrulan hamur kalın yufkalar halinde açılır. 3-5 cm eninde kesilen iri parçalar üst üst konularak yarımşar santim ara ile yeniden küçük parçalara ayrılır. Bol suda pişirilmiş mercimeğin üzerine bu malzeme eklenir. 10 dakika kadar kaynatılır.Yağı tuzu ilave edilerek çorba gibi kaşıklanır. İstenilir ise yağın içerisine sucuk doğranabilir.

KEŞGAH: Yarma ayıklanır, yıkanır, suda bir taşım kaynatılır. Üç beş soğan geniş halkalar halinde doğranır. Yeterli ölçüde et kavrulur. Geniş bir kazan alınır. Bir kat yarma, bir kat et, bir kat soğan üst üste konularak sıra bozulmadan kazan doluncaya kadar dizilir. Katların aralarına tuz, biber ilave edilir. Üzerine önceden kaynatılmış su eklenerek yarım saat kadar pişirilir.

KÖREMEZ: Bir çoban yemeğidir. Çiğ sütten yapılır. davar sağılır, sütü süzülür, yoğurtla iyice karıştırılır. İçine yufka ekmek doğranarak kaşıklanır. Bununla ilgili bir de atasözü vardır."çobanın gönlü olursa tekeden köremez çıkarır".

KULAKLI MANTI: Bir hamur yemeğidir. Yumaklar ince ince açılır. Yaklaşık iki üç santimetrelik kareler halinde kesilir. Önceden hazırlanmış soğanlı kıyma ya da patatesli malzeme bu karelerin üzerine yeterince konur. Karelerin köşeleri birleştirilerek muska gibi sıkılır. Kaynamış bol suda on dakika kadar pişirilir. Yağı tuzu ilave edilerek sulu şekilde sofraya alınır.

KURT KULAĞI AŞI: Kurt kulağı mor renkli çiçekleri ve buruk tadıyla yaylalarda yetişen bir ot çeşididir. İlkbaharda dağ köylüleri bu otu çuvallarla getirip patates, pancar, soğan karşılığı satarlar. Seçilen temizlenen, yıkanan bu ot doğranır. Kurutulur, kaldırılır. Yemek yapılacağı zaman önce haşlanır, kevgirden geçirilir, soğuk suyla yıkanır. Tekrar kaynar suya alınır. Üzerine azıcıkta bulgur ilave edilerek pişirilir. İndirilmeye yakın bir avuç dolusu kayısı kurusu eklenir. Yağı tuzu tamamlanır.

MADIMAK AŞI: Madımak iç Anadolu’nun yüksek yaylalarında yetişen demiri bol, parlak koyu renkli, küçük oval yapraklı yabani bir ot çeşididir. İlkbaharda kırlardan toplanarak kurutulur. Yemeği yapılacağı zaman önce haşlanır. Kevgirden geçirilir. Soğuk suyla yıkanır. Başka bir tencerede birazcık bulgurla birlikte pişirilir. Az sulu olarak indirilir. Yağına sucuk ve pastırma doğranır. Tuzu biberi ilave edilerek servis yapılır.

PAHLA(fasülye) KAVURMASI: Yeşil fasülye seçilir, doğranır, haşlanır, süzülür ve iki avuç arasına alınarak iyice sıkılır. Ayrı bir tavada yağda yumurta pişirilir. Üzerine haşlanmış yeşil fasülye ilave edilerek kavrulur.kavrulurken tuz biber ilave edilir. Yufka ekmeğe dürülerek yenilir.

PEKMEZ: Üzümler toplanır ve bir çuvalın içerisine konur. Üzümler çuvala konurken arasına ağ toprah konur. Üzümlerin üzeri çiğnenmek üzere çuvaldan suyunun çıkması sağlanır. Çıkan su büyük bir kazanın içerisine konur. Toprağın tabanına çökmesi için birkaç taşım kaynatılır. Biraz soğuması ve toprağın tabanına çökmesi için kazan kenara alınır. Başka bir kazana toprağı çökmüş üzüm suyu süzülerek alınır. Tekrar ateşin üzerine konulur ve pekmez kıvamına gelinceye kadar kaynatılır. ( anonim )

PEKMEZ HELVASI: Buğday kavrularak değirmenlerde öğütülür,ya da un kavrularak üzerine pekmez dökülüp iyice yoğrulur. Ufak yumaklar yapılarak yenilir..

PITPITI: Bulgur çekildikten sonra elenir. Düğürden çok daha ince olan kısmına pıtpıtı denir. Bulgur pilavı gibi pişirilir. Un herlesine benzer.

SOĞAN DALAZLAMASI: Soğanlar soyularak ortadan ikiye ayrılır. Kesilen bu parçalar halka halka doğranır. eritilmiş yağın içine sucuk, kavurma konularak kızartılır. üzerine hazırlanmış soğan ilave edilerek karıştırılır. Soğan diriliğini kaybedince indirilir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 03-25-2010, 05:37 PM
admin admin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
Üyelik tarihi: Mar 2010
Mesajlar: 15
Standart Devamı

SOĞAN KÖZLEMESİ-KEBABI: Soğanın kabuğu soyulmadan üç beş dilime ayrılır. Dillimler arasına tuz karabiber ilave edilir. Arkası üstü ateşte pişirilir.

SULU KÖFTE: Buğday sohularda (iri taş dibek) kabuğu soyulacak kadar dövülürse "diri yarma",el değirmenlerinde çekilerek küçük parçalara ayrılırsa "ölü yarma",ölü yarmanın elenerek altında kalanına da "yarma düğürü" denir. Yarma düğüründen sulu köfte ve dığalahlı köfte yapılır. Yarma düğürü bir kapta ısıtılarak yarım saat bekletilir. Bekleme süresinin sonunda içine bir baş soğan doğranarak yoğrulur. Parmak başı büyüklüğünde sıkılarak şekil verilir. Kaynatılmış suya önce mercimek az sonra da bu köfteler konularak suluca pişirilir. Mercimeksiz pişirildiği de olur. Yağına pastırma ya da kuru et yakılarak sofraya alınır.

SULU PAHLA (fasulye): Yeşil fasulye ayıklanır, yıkanır, bol suda pişirilmeye alınır. Az pişince içine bir avuç dolusu bulgur ilave edilir. Yağı tuzu atılır, çorba gibi yenilir.

SÜTLAŞ: Kaynar suya salınmış bulgurun üzerine süzülmüş süt ilave edilerek suluca pişirilen bir yemek çeşididir. İçine kuru yufka ekmeği doğranarak yenir.

TAH KAVURMASI: Tah ilkbaharda bostan tarlalarında yabani olarak yetişen boz renkli bir ot çeşididir. Taze iken tarlalardan toplanır, seçilir, yıkanır, haşlanır ve kevgirden geçirilir. Sıkılarak suyu alınır. Başka bir kapta yağda yumurta yapılır. İndirilmesine yakın bu malzeme ilave edilir.Üzerine yeterli ölçüde tuz, kırmızı biber atılarak karıştırılır. Yufka ekmeğe dürülerek yenilir.

TARHANA ÇORBASI: Tarhana Anadolu da değişik şekillerde yapılır. Karaözü de yoğurt yayılarak yağı alınır. Ayranı torbada süzülüp yoğurt haline getirilir. Bir kapta yarma iyice pişirilir. Soğutulur, hamur gibi yoğrulur. Hazırlanmış yoğurt ile iyice karıştırılır küplere basılır. Yemek yapılacağı zaman bir miktar kazana indirilir. Soğuk su ile iyice özenir. Ateşe alınır. Ateşte kaynayıncaya kadar karıştırılır. Pişince indirilir. Yağına nane konulur.

TASLAH: Kabak soyulmadan el kadar parçalara ayrılarak büyük kazanlarda pişirilir. Bu parçalardan her birine "taslah" denir. Kabak tatsız ise üzerine pekmez dökülür.

TATLAŞ: Nohut, fasulye, yarma bir arada pişirilir. Pişirilen kaptan daha büyük bir kazana taşınır. Üzerine kaynamış bol su eklenerek yeniden ocağa alınır. Pişerken içine elma, armut, kayısı kurusu, hurma, ceviz, ayva atılır. İndikten sonra yeteri kadar pekmez dökülerek karıştırılır. Pişerken pekmez konmaz. Yemek sert olur. Düğünlerin final yemeğidir.

TÜRKMEN KÖFTESİ: Düğürün üzerine yeteri kadar kaynar su dökülerek on beş dakika kadar bekletilir. Beklerken üzeri örtülür. Yağda pastırma ya da sucuk pişirilir. Bunlar pişerken üzerine doğranmış soğan dökülerek karıştırılır. Tuzu biberi atılır. Bu malzeme ıslanmış düğürün üzerine ilave edilir. İyice yoğrulur. Sıkılarak köfte haline getirilir. Köfteler ayranla yenir

UN AŞI: Bir hamur yemeğidir. Koyuca hazırlanmış hamurdan nohut iriliğinde parçalar iki parmak yardımıyla bükülerek koparılır, kabın içerisine bırakılır. Hamurun tamamının ufak parçalara ayırımla işi tamamlandıktan sonra bir kapta pişirilir, süzülür, soğutulur. Sarımsaklı yoğurtla karıştırılarak yenir.


ÜZÜM EZMESİ: Kuru üzüm seçilir, yıkanır,oklava ile iyice ezilir. Hamur haline getirilir. Rafa kaldırılır. Lazım olduğu zaman bir parça alınarak suyla özenir. Karışıma pekmez ilave edilerek renk ve tat verilir. Pilavın yanında hoşaf gibi değerlendirilir.

YAHNİ: Doğranmış soğan eritilmiş yağın içine dökülerek ocakta ölünceye kadar kavrulur. Soğan ölünce ateşten indirilir. Üzerine tuz, biber, salça ve yeteri kadar önceden pişirilmiş et ilave edilerek karıştırılır. Ayrıca kaynar su (etin haşlandığı su) eklenerek tekrar ocağa alınır. Bir taşım daha kaynatılır, indirilir. Yahni yalnız başına yenmez. Bulgur pilavının üzerine dökülerek yenir. Bu pilava "etli pilav-yahnili" denir. Yemekli toplantıların başyemeğidir.

YOĞURTLU KESME MANTI: Mantı yapılacak hamur kalınca açılır. Yarımşar santimetrekarelik küçük parçalar halinde kesilir. Kaynamış suya alınarak on beş dakika kadar pişirilir. Eğer iyi pişmezse hamursu kokar. Kevgirden geçirilerek süzülür. Üzerine soğuk su dökülür, soğutulur. Sarımsaklı yoğurt dökülerek yenir.

Ahmet Özerdem
Eğitimci, Araştırmacı, Yazar
Tarihi, Kültürü, Folkloruyla KARAÖZÜ adlı kitabından yararlanılmıştır.

KARAÖZÜ’ DE BULGUR YAPIMI
Anadolu köylüsünün birinci derecede besin kaynağı olan bulgurun her yerde olduğu gibi Karaözü’de de değişik biçimde yapılış tarzı vardır. Bulgur, iyi incelenirse çok yorucu ve emek isteyen bir iştir. Bu derece önemli günlük yaşamımızın adeta bir bölümünü teşkil eden bulgurun elbette aktüel yanı olduğu kadar tarihi ağırlığı da inkâr edilemez. Aslında konumuz bulguru incelemek değil nasıl yapıldığını geleneksel yönden saptamak.

Bulgur edilmek üzere çuvallanan buğdayın ilk durağı çeşme başlarıdır. Bizim buradan çeşmenin suyu bir oluktan akıp ve oradan menfezlere girmezler. Oluktan havuza ya da kürüne akarlar. Bunların uzunluğu iki buçuk metre, eni yetmiş seksen ve derinliği de kırk – elli santim kadar olan havuzlardır. Buranın en alt tabanında bir delik vardır. Bu havuzun dolmasını ve boşalmasını sağlar.

Kürün suyla doldurulur ve buğday burada yıkanır. Yıkanan buğday bir kendir kilimin üzerine yığılır. Sonra büyük, iri bağ kazanlarına taşınır ve kaynatılır. Tekrar geniş çadırlara serilerek kurumaya terk edilir. Arada bir karıştırılır. İki gün durur, üç dediği gün çadırların orta yerine yığılır. İki üç tane geniş sofra tahtası buraya konulur. Tahtanın alabildiği kadar üstüne bulgurluk tepeleme yığılır. Bu tepenin üstüne de bir sahan konur. Tahtanın üstünde birer birer seçilen bulgurluk tabandaki çadıra dökülür. Yabancı maddeler de (taş, acımık, ot tohumları) sahana konulur. Seçim işini kadınlar yapar. Buradan sohuya (büyük iri taş dibek) götürülür. Orada ağaç tokmaklarla dövülür. Buğday iyice keperir. Yani kepekle taneler bir birinden ayrılır. Her buğday ıslanıp dövülürse kepeklenir. Kepek buğdayın zarı, kabuğudur. Islanan buğday tekrar geniş çadırlarda kurutulur. Üçüncü günü savrulur, kepekten arıtılır. Çekilmeye hazır bir hale getirilir. Çuvallanır, ağzı ağız bağları ile bağlanır. Eşeklerle taşınarak damların üstüne götürülür. Yan yana dikilir, üstüne de bir kilim atılır. Bundan sonra çekim hazırlıkları başlar. Irgat bulmak, taş ayarlamak, olüceklik hazırlamak, yiyecek, kalbur tamamlamak bunların içine girer.

Burada biraz nefeslenip, bulgur taşını merak eden okurlarımıza bu küçük değirmenciği tanıtayım. Tahmin ettiğiniz gibi bu insan gücüyle çalışır. Ufak değirmene benzer. Çok eskilerde unu bu taşlarla yaparlarmış. Giderek yerini bulgura bırakmış.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 03-25-2010, 05:38 PM
admin admin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
Üyelik tarihi: Mar 2010
Mesajlar: 15
Standart Devamı

Değirmenin iki tane taşı vardır. Bu taşların altındaki sabit, üstündeki seyyardır. Bunlar yuvarlak olurlar. Ayrı ayrı ele alınırsa: Yükseklikleri on iki – on üç santimi bulur. Çapı yarım metre kadardır. Üst taşın tam orta yerinde on santim çapında bulgurluk koymak için bir delik vardır. Aynı taşın en dış kenarına yakın beş santim çapında bir delik vardır ki buraya yarım metre yüksekliğinde sert, yuvarlak ağaç bir sap takılır. Bu sap üst taşı döndürmeye yarar. Taş sağdan sola çevrilir. Çevirme işini üzerine alan delikanlılar bunun kenarına otururlar. Birer elleriyle saptan tutarlar.

Alt taşın orta yerine beş santimetre çapında bir delik açılır. Bu deliğe taş hizasına kadar sıkıca bir çam ağacı çakılmıştır. Ağaca da on beş – on yedi santim uzunluğunda tam orta yerine onluk bir demir tutturulur. Buna FİSİK denir. On iki – on üç santimi ağacın içinde, on dört santimi de üst taşın orta boşluğuna çıkacak biçimdedir. Esas el taşının beynini teşkil eden, dönmeyi kolaylaştıran ayarlayan bir yeri var ki su değirmenlerinde baltacık, el taşlarında da GERMİCEK denilir. Ağaçtan kirmen kanadı biçiminde, ortası onluk çubuğun geçeceği şekilde deliktir. Germiceğin hacminde ve onun iyice oturacağı şekilde üst taşın iç yüzeyinin orta yerine oyulmuş bir yatağı vardır. Bu taşı sağa sola saptırmaz. Böylece taş düzenini bulmuş olur.

Taş her evde bulunmaz. Varlıklı evlerde olur. Hemen hemen her isteyene verilir. Bir çeşit köyün ortaklık malı gibidir. Değirmen taşlarının artığından ya da eskilerinden yapılır.

Bulgurluğa bir kişi tek avcuyla, taşın orta boşluğuna koyar. Taş çevrilir. Eğer bulgur ufak olmuşsa germiceğin altına kepi (rondele) konulur. Yukarı kaldırılır ve ayarlanır.

Bulgur çektirecek kişi eğer fazla yapacaksa taşı ve ırgatı fazla bulur. Karaözü’de bu işler imece usulü yapılır. Parasızdır. En az üç dört tane taş bulunur. Önceden geniş bir dam seçilir. (eskiden çatılı ev yoktu. Topraktı damlar. Dümdüz.) bunun üstü kilim ve çadır örtülür. Bulgur taşları yerleştirilir. Eleyiciler seçilir. Bilhassa tecrübeli kadınlardan olur. Delikanlılar, kızlar gelinler de taş çeker.

Eleme işi özellik arzeder. Birinci kadın bulgurdan iri taneleri ayırır. Ayrılan iriler yeniden çekilir. Bu iş irileme kalburuyla yapılır. İkinci kadın, bulguru ayırır, bunda düğür kalburu kullanılır. Üçüncü kadın bulgurdan küçük düğürü ayırır. Düğürün altında kalana un denir. Düğürle unu ayırmak için iri elek kullanılır. Un tekrar sık elekle elenirse üstünde kalana pıtpıtı denir. Un da hayvanlara verilir. Bütün kalburlar çingeneler tarafından yapılır. Düğürden içli köfte ve çorba yapılır. Buna düğürcü çorbası adı verilir. Sabahları peynirle yenilir. Yufka ekmek ocakta gevretilir. Gevrek tarafı içe gelmek şartıyla içine çökelek, peynir konulur, dürmeç yapılır. Çorba da kaşıklanır.

Bir taşın etrafına yedi – dokuz kadar gençler karışık otururlar. Bunlardan biri taneleri tek avcuyla taşın orta yerine koyar. Öbürleri de değişik elleriyle taşı bir kararda döndürürler. Artık bütün taşlar aynı biçimde kurulmuştur. Harıl harıl çalışırlar. Bulgur çekimi denilince bu kadar yazılanlardan akılda kalan sadece damdaki anıdır. Bu o kadar ruh okşayıcı, iç açıcı ve eğlendirici bir iştir ki; günlerce etkisinden kurtulunmaz. Rengârenk kızlar, en güzel maniler, en içli türküler burada yan yana gelir. Gecenin karanlığını ve sessizliğini o gün, o topluluk deler, dağıtır. Her ev penceresi açık kapısı dayalı onları, şarkılarını, türkülerini dinler. Burada bütün konuşmalar yüksek sesle yapılır. O devirde herkes yazın damlarda yatardı. İşte damdan dama, gönülden sevgiliye sesleniş böyle başlar. Önce taşlar arasında karşılıklı mani atılır. Sonra ikişer ve dörder en güzel sesli kızlar ve erkekler şu türküleri okurlar.

Aman değirmenci dayı
Yaman değirmenci dayı
Ayakkabım sana verim
Öğüt buğday soyha çavdar.

Olmaz ey kadınım olmaz
Değirmen düzenin bulmaz
Arkadaşım kayıl olmaz
Al git buğday soyha çavdar.

Birinci kıtayı iki kız, ikinci kıtayı iki erkek karşılıklı makamıyla birlikte söyler. Kızlar sırasıyla çorabını, saltasını, fesini verir. Erkekler hepsini de kabul etmezler. Saçını verince iş değişir.

Olur hey kadınım olur
Değirmen düzenin bulur
Arkadaşım kayıl olur
Öğüt buğday soyha çavdar.

Bundan sonra dörder kişilik gruplar halinde “gel arab’oğlum” Türküsü söylenir. Bu grupların rakamı değişebilir. Önce birinci kıtayı birinci grup söyler, aynı kıtayı ikinci grup tekrar eder. Bunlar okunurken hem taş aynı kararda döner hem de eleyiciler durmadan devam ederler işine.

Karşıdan gördüm seni
Gel gel gel araboğlum
Gül iken derdim seni
Sallan yarim gel sarılalım
Dolan çevrin gel sarılalım.
Öpmeye kıyamazdım
Gel gel gel araboğlum
Yadlara verdim seni
Sallan yarim gel sarılalım
Dolan çevrin gel sarılalım

Üzüm koydum dürüme
Sevdan düştü serime
Kalk boyuna bakayım
Yürümezsen yürüme

Üzüm koydum sepete
Yar görünür tepede
Şöyle bir yar sevdim ki
Şan verem memlekete

Almayı yüke koydum
Ağzını dike koydum
Aldım yâri elinden
Belini büke koydum

Böylece bu türkü de tamamlanır. Sıra güzel sesli kişilerin solo bölümüne geçilir. Bir kız, bir erkek sırasıyla bu soloyu da tamamlarlar. Artık ırgatların enerjileri azalır, solukları kesilir, yavaş yavaş eski hareketlerini kaybeder. Su istemeler, dışarı çımalar ve dedikodular başlar. Haberler verilir. Geçmişten gelecekten bahsedilir. Her taş kendi arasında yapar. Böylece bulgurun birinci faslı biter. Ev sahibi bu sürede hedik hazırlamıştır bunlara. Onu getirip yerler. Buna ölücelik denir. Hedik, buğday, mercimek, nohut, pahla (fasülye) bir arada kaynatılır, iyice pişirilip süzülür. Bazen kavun karpuz yendiği de olur. Bu süre içinde bulgur elenmiş, irisi ayrılmıştır. Ayrılan tekrar çekilir. Az olduğu için kısa zamanda biter. Eleyiciler de sonunu alırlar. İş bitince, hadi güle güle, denilmez. Bunlar taş çekerken ev sahibi yemeklerini hazırlamıştır. Derhal bir tavuk keser. Etli bir pilav pişirir. Yanına üzüm, kavun karpuz, elma, yoğurt koyar. Bu nefis yemeği hep birlikte yerler. Zaten zaman geçmiş, saat biri ikiyi bulmuştur. Hep bir ağızdan “ güle güle yiyin” derler. Ev sahibi de “güle güle gidin, yolunuz açık olsun, eliniz kolunuz dert görmesin” der. Ev sahibinin erkeği; kızları, gelinleri evine kadar birer birer götürür. Kadını bu bulgurun üstüne bil kilim çeker, yanına bir yatak yapar. Artık çuvallama işi sabaha bırakılır.

Ahmet ÖZERDEM
Eğitimci, araştırmacı yazar


Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:36 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.